<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Diksiyon &#124; Güzel Konuşma &#124; Etkili Konuşma &#124;&#124; DİKSİYON EĞİTİMİ &#187; Konuşmacı</title>
	<atom:link href="http://www.diksiyon.org/konu/konusmaci/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.diksiyon.org</link>
	<description>Diksiyon Sanatı</description>
	<lastBuildDate>Sat, 08 May 2010 10:15:50 +0000</lastBuildDate>
	
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>İyi Bir Konuşmacı</title>
		<link>http://www.diksiyon.org/iyi-bir-konusmaci-hangi-ozelliklere-sahiptir/</link>
		<comments>http://www.diksiyon.org/iyi-bir-konusmaci-hangi-ozelliklere-sahiptir/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 25 Dec 2009 03:07:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ecevit</dc:creator>
				<category><![CDATA[Diksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[Diksiyon Eğitimi]]></category>
		<category><![CDATA[Konuşmacı]]></category>
		<category><![CDATA[Beden Dili]]></category>
		<category><![CDATA[Bilgi dağarcığı]]></category>
		<category><![CDATA[düşünsel yetkinlik]]></category>
		<category><![CDATA[etkili konuşma]]></category>
		<category><![CDATA[güzel konuşma]]></category>
		<category><![CDATA[konferans]]></category>
		<category><![CDATA[konuşma heyecanı]]></category>
		<category><![CDATA[Özeleştiri]]></category>
		<category><![CDATA[soluk alıp verme]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.diksiyon.org/?p=38</guid>
		<description><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Düşüncesini en iyi ifade edecek sözcükleri seçer, cümlelerin kuruluşuna özen gösterir, bunları diksiyon kurallarının gerektirdiği biçimde seslendirir. Harfleri boğumlandırırken, sözcüklerin doğru ve kolay anlaşılır olmasına çalışır. Dilin yapısal özelliklerini ve seslendiriliş biçimlerini etkileyici bir doğallıkla kullanır. Dile hakimiyetinin sağladığı inandırıcılık, güven ve saygınlığın, karşıya aktarmayı amaçladığı düşüncesini ifade</p>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><strong>İyi Bir Konuşmacı, Konusuna Hakimdir.</strong> İster kalabalık bir gruba konferans veriyor, isterse arkadaş sohbetinde anısını anlatıyor olsun, ne söyleyeceğini bilir; kendine, bilgisine ve birikimine olan güvenini karşıya aktarır. Bunu sağlayabilmek için de çok yönlü bir ön hazırlık yapar. Kendisine yöneltilebilecek soruları yanıtlayabilecek, ya da en azından doğru yönlendirebilecek kapasitededir.<br />
<span id="more-38"></span><br />
Bilgi dağarcığının zenginliği, düşünsel yetkinliğini de arttıracak, neyi ne kadar söylemesinin daha uygun olacağına, dinleyicisini gözeterek, kolayca ve doğru olarak karar verebilecektir. Çünkü, konusuyla ilgili tüm ayrıntılar dinleyenleri ilgilendirmeyebilir. Bu durumda kişinin bir seçme yapması gerekecektir. Konusunun bütününe olan hakimiyeti, gerekliyi gereksizden ayırt edebilmesini, seçenek sunabilmesini ve anında değişim yapabilme esnekliğine sahip olmasını getirecektir.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>İyi Bir Konuşmacı, Titiz Bir Planlamacıdır</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Anlattıklarının dinleyiciyi yormadan kolayca kavranmasını isteyen konuşmacı, aktaracaklarının ilgi ve önemine göre bir sıralama yapar. Ancak bu sıralamayı yaparken, kişinin dikkati, konu-dinleyici ilişkisinin doğru olarak saptanması üzerinde yoğunlaşır. Diğer bir değişle konuşmacı, aynı konuyu farklı gruplara, farklı bir sıralamayla anlatır.Çünkü planlamayı belirleyen, dinleyenlerin nitelikleridir.Bu nedenle, bazen ana düşüncelerin, bazen de destekleyicilerin sıralamadaki yerleri değişebilir.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>İyi Bir Konuşmacı, İyi Bir Gözlemcidir</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Çevresinden algıladıklarını, duyguları ve birikimiyle harmanlayıp, eyleme dönüştürebilir. Kendini çevreleyen dünyaya, çevresindeki insanlara, olaylara ve durumlara karşı uyanıktır. Bunlarla ilgili gözlem ve bilgileri, konuşmalarını zenginleştirmek, somutlaştırmak ve etkileyiciliğini arttırmak için kullanır. Gözlem yeteneğini geliştirmek, konuşma eylemi sürerken dinleyicinin tepkilerini izlemesini ve bu tepkiler doğrultusunda gerekli değişimleri yapabilmesine olanak sağlar.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>İyi Bir Konuşmacı, Dinleyicisini Tanımaya Çalışır</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Karşılıklı konuşacağı ya da karşılarında konuşacağı kişilerin niteliklerini, alışkanlıklarını, tercihlerini ve eğilimlerini önceden bilmek, konuşmacının hazırlık aşamasında çok işine yarar. Bu bilgiler sayesinde konuşmasının öz-biçim dengesini kurarak, dinleyiciyle duygusal ve düşünsel birlikteliği sağlamaya çalışır. Çünkü, konuşulan kişilerin kültürel yapıları, eğitim durumları, sosyal konumları, siyasi eğilimleri, etik değerleri, milliyetleri, yaşları, hatta cinsiyetleri, hazırlık aşamasında olduğu kadar, konuşma sırasında da belirleyici olur; konuşmacı bu değerleri gözeterek eylemini sürdürür. Örneğin, aralarında bir kadın bulunan altı-yedi kişilik bir gruba, kadınları küçük düşüren bir fıkra anlatmak, o kadın dinleyiciyi rahatsız edebilir.Hele de bu konulara fazlasıyla duyarlı bir kişiyse, aşırı bir tepki verebilir.Dolayısıyla, güldürerek duruma egemen olmayı amaçlayan konuşmacı, tam tersine olumsuz, gergin bir ortamın oluşmasına yol açabilir.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>İyi Bir Konuşmacı, Sesini İyi Kullanır</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Ses kasının kapasitesini bilir ve konusunun gereklerine göre tonunu değiştirebildiği gibi, ses yüksekliğini de bulunulan yerin büyüklüğüne, grubun kalabalık olmasına ve niteliğine göre ayarlar. Sesinin tınısındaki özellikleri, akışın tekdüzeliğini kırmak için bilinçli bir biçimde kullanılabilir.Yeri geldikçe sesini inceltmesi, kalınlaştırması ya da ses tonunu yükseltip, düşürmesi dinleyenler üzerinde olumlu etkiler yapar. Konuşmacı bir anlamda zengin tınlayan bir ‘ konuşma ezgisi’ oluşturur.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>İyi Bir Konuşmacı, Heyecanını Denetler</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Konuşma sırasında soluk alıp verme dengesini iyi ayarlayarak, heyecanını denetim altında tutabilir. Denetimsiz heyecanın yol açtığı kesiklikleri, titremeleri, ses yetersizliklerini,düşünce boşluklarını, sözcük kayıplarını ve davranış bozukluklarını engelleyebilir. Hatta heyecanını, konuşmasının iç dinamiği biçimine dönüştürerek, etkileyici bir canlılık kazanır.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>İyi Bir Konuşmacı, Diksiyon Kurallarını Doğru Uygular</strong><br />
Düşüncesini en iyi ifade edecek sözcükleri seçer, cümlelerin kuruluşuna özen gösterir, bunları diksiyon kurallarının gerektirdiği biçimde seslendirir. Harfleri boğumlandırırken, sözcüklerin doğru ve kolay anlaşılır olmasına çalışır. Dilin yapısal özelliklerini ve seslendiriliş biçimlerini etkileyici bir doğallıkla kullanır. Dile hakimiyetinin sağladığı inandırıcılık, güven ve saygınlığın, karşıya aktarmayı amaçladığı düşüncesini ifade etmekle zorlanmaz, konuşması sözcük aramakla bölünmez, düşünme payı sözcüklerini kullanma gereksinimi duymaz.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>İyi Bir Konuşmacı, Beden Dilini İyi Kullanır </strong></p>
<p style="text-align: justify;">İçinde bulunduğu ortama göre sözlerini destekleyecek mimikleri,el-kol hareketlerini, beden açılarını, duruş ve oturuş biçimlerini karşısındakileri gözeterek ayarlar. Gerekli durumlarda bilinçli seçimler yapar. Göz temasını, dikkati besleyecek bir unsur olarak çekinmeden, ustaca kullanır. Vurgulamalarına jestlerle canlılık ve boyut katar, dinlemeyi ve anlamayı kolaylaştırır. İçeriğindeki önemli bölümleri beden diliyle destekleyerek, aklıda kalıcılığını arttırmaya çalışır. Yaptığı tüm mimik, jest ve davranışlar,kişiliğiyle uyumlu ve doğal olduğundan dinleyiciyi irkiltmez, özden koparmaz.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>İyi Bir Konuşmacı, Özeleştiri Yapmaktan Çekinmez</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Konuşmaları sırasında aldığı tepkileri değerlendirerek olumlu/olumsuz alışkanlıklarının ayırtına varmaya çalışır. Konuşma tekniğini geliştirmesine olanak sağlayacak fırsatları kaçırmamaya özen gösterir. Olumsuz alışkanlıklarını gidermek için sabırla mücadele eder. Uyanıklığının sürekli olmaması durumunda becerilerinin zamanla körelebileceğini, ya da olumsuz alışkanlıklara dönüşebileceğini çok iyi bilir. Dışarıdan gelecek uyarılara açıktır. Hem kendi yaptığı, hem de karşısındaki kişilerden aldığı saptamalar ve uyarılarla kendini bu konuda da eğitmeyi sürdürür.</p>
<p style="text-align: justify;"><em>Yazar: Müjgan Özçay</em><br />
<em>Kaynak: Sesler, Sözler, Etkiler, Günışığı Araştırma Kitaplığı</em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.diksiyon.org/iyi-bir-konusmaci-hangi-ozelliklere-sahiptir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hitabet Metni Örnekleri</title>
		<link>http://www.diksiyon.org/hitabet-metni-ornekleri/</link>
		<comments>http://www.diksiyon.org/hitabet-metni-ornekleri/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 04 May 2009 08:59:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator>diksiyon.org</dc:creator>
				<category><![CDATA[Diksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[Konuşmacı]]></category>
		<category><![CDATA[etkili konuşma]]></category>
		<category><![CDATA[hitabet]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.diksiyon.org/?p=452</guid>
		<description><![CDATA[Aşağıda 2 farklı hitabet metni göreceksiniz.
Metni okurken diksiyon kurallarının yanı sıra dikkat etmeniz gereken bir başka konu mantık değer vurgusudur.
Öncelikle, bilinmesi gereken vurgunun ne olduğudur. Birçok dilbilgisi kitabında yazdığı gibi, tümce vurgusu tümce içindeki sözcüklerden birinin diğer sözcüklerden daha şiddetli söylenmesi değildir.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Aşağıda 2 farklı hitabet metni göreceksiniz.<br />
Metni okurken diksiyon kurallarının yanı sıra dikkat etmeniz gereken bir başka konu mantık değer vurgusudur.<br />
Öncelikle, bilinmesi gereken vurgunun ne olduğudur. Birçok dilbilgisi kitabında yazdığı gibi, tümce vurgusu tümce içindeki sözcüklerden birinin diğer sözcüklerden daha şiddetli söylenmesi değildir. Vurgu, temelde, sözcük vurgusu ve tümce vurgusu olmak üzere ikiye ayrılır. Sözcük vurgusu, sözcük içindeki hecelerden birinin diğer hecelere oranlar daha şiddetli söylenmesi; tümce vurgusuysa, tümce içinde odaklanacak sözcüğün vurgulu hecesinin, diğer sözcüklerin vurgulu hecelerine oranla daha şiddetli söylenmesidir.<br />
Sözünü ettiğimiz mantık değer vurgusuysa, tümce vurgusu yapılacak hecenin, soluk ve ses kontrolüyle ve özellikle tını şiddetini doğru kullanarak şiddetli söylenmesidir.<br />
Topluluk önünde konuşurken etkili olmak istiyorsanız, mantık değer vurgusunu doğru kullanmak zorundasınız.<br />
Aşağıda verilen metinleri, mantık değer vurgusu yapılacak yerleri belirleyerek ve doğru uygulayarak okumalısınız.</p>
<p style="text-align: justify;"><span id="more-452"></span></p>
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;"><strong>BRUTUS’UN SAVUNMASI</strong><br />
Sözlerimi bitirinceye kadar sabredin… Yurttaşlarım, Romalı Kardeşlerim, susun! Göstereceğim sebebi dinleyin… Susun ki beni dinleyesiniz. Namusum hakkı için söylüyorum, bana inanın. Namusuma değer verin ki, bana inanasınız. Beni düşünerek tenkit edin. Düşünme gücünüzü işletin ki, rahat kararlar verebilesiniz.<br />
Bu toplulukta biri varsa, Sezar’ı seven biri varsa, ben de ona diyorum ki: Brutus’un Sezar’a karşı duyduğu sevgi onunkinden hiç de aşağı değildi. Eğer, Sezar’ın bir dostu: “Öyleyse neden Brutus, Sezar’a karşı ayak diredi?” diye sorarsa, cevabım şudur: “Sezar’ı sevmediğimden değil, Roma’yı çok sevdiğimden… Sezar’ın ölümüyle hepinizin özgür olması, Sezar hayattayken hepinizin tutsak olarak ölmesinden daha mı kötü? Sezar beni severdi, onun için ağlıyorum. Sezar’ın bahtı açıktı, benim de gönlüm ferah…<br />
Aranızdaki tutsaklığı dileyen biri var mı? Varsa söylesin. Çünkü ben, ona göre suçluyum. Yurdunu sevemeyecek bir alçak var mı? Varsa söylesin. Çünkü ben ona göre suçluyum. Bekliyorum, cevap verin…</p>
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;"><strong>GENÇLERE ÖĞÜT</strong><br />
Behçet Kemal Çağlar, bugünkü Boğaziçi Üniversitesi’nin Robert Kolej olduğu zamanlarda, Kolej’i bitiren gençlere şunları söyledi:<br />
Çocuklar, artık hayata atılacaksınız. Başarılı olmanız için kendinize iyi örnekler seçmeye mecbursunuz. Sizlere teklifim, yokuştan inerken göreceğiniz aşı boyalı bir evin önünde durup düşünmenizdir. Vaktiyle orada sadece kalemi ile istibdada, zulme, cesaretle kafa tutan Tevfik Fikret adlı biri yaşamıştı. Ona benzemeye çalışın.<br />
Eğer kendinizde o kudreti bulamıyorsanız, yokuştan biraz daha aşağı inin, solunuzda, Rumelihisarı’nın burçlarını göreceksiniz. O kaleyi, aşağı yukarı sizin yaşınızda bir genç, Fatih Sultan Mehmet yaptırdı ve ülkesine İstanbul’u kazandırdı. Ona benzemeye çalışın.<br />
Şayet bunu da göze alamazsanız, daha aşağılara inince bir mezarlığa rastlayacaksınız; içinde dünyanın bütün güzelliklerini şahane bir şekilde dile getirmiş şair Yahya Kemal yatıyor. Onun gibi olmaya bakın.<br />
Yok, bunu da yapamam derseniz, yolunuza devam edin, karşınıza deniz gelecek; kendinizi hemen oraya atın.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.diksiyon.org/hitabet-metni-ornekleri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>8</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Etkili Konuşmanın İlkeleri</title>
		<link>http://www.diksiyon.org/guzel-ve-etkili-konusmanin-ilkeleri/</link>
		<comments>http://www.diksiyon.org/guzel-ve-etkili-konusmanin-ilkeleri/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 03 Mar 2009 11:00:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>diksiyon.org</dc:creator>
				<category><![CDATA[Diksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[Konuşmacı]]></category>
		<category><![CDATA[etkili konuşma]]></category>
		<category><![CDATA[hitabet]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.diksiyon.org/?p=335</guid>
		<description><![CDATA[Güzel ve etkili konuşmanın ilkeleri 10 temel başlık altında toplanmaktadır.
1. İyi bir konuşma yıkıcı değil, yapıcı olmalıdır.
İster topluluk önünde konuşalım, ister arkadaş çevrelerinde konuşalım, bizi dinleyenlerin inançlarını, değer yargılarını göz önünde bulundurmalıyız. Elbette ki, her konuşmanın bir mesajı vardır. ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Güzel ve etkili konuşmanın ilkeleri 10 temel başlık altında toplanmaktadır.</p>
<p style="text-align: justify;">1.<span> </span>İyi bir konuşma yıkıcı değil, yapıcı olmalıdır.</p>
<p style="text-align: justify;">İster topluluk önünde konuşalım, ister arkadaş çevrelerinde konuşalım, bizi dinleyenlerin inançlarını, değer yargılarını göz önünde bulundurmalıyız. Elbette ki, her konuşmanın bir mesajı vardır. Dinleyiciler belli bir görüşe eriştirilmek istenir. Bunun için de onların duygularını sömürmekten özellikle kaçınmalıyız. Yapıcı konuşma, dinleyicilerin inançlarını, değer yargılarını, düşüncelerini olumlu bir yönde değiştirmeyi amaçlar.</p>
<p style="text-align: justify;"><span id="more-335"></span></p>
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;">2.<span> </span>İyi bir konuşma, ilginç ve değerli konuları kağsar.</p>
<p style="text-align: justify;">Seçeceğimiz konunun hem kendimiz için, hem de dinleyiciler için ilginç olması gerekir. Açık bir gerçektir ki, ilgi duymadığımız bir konuda rahatça konuşamayız. Üzerinde konuşabileceğimiz konular sayısızdır. Ayrıca, konuşmanın düzeyini belirlemede de seçilen konunun büyük bir payı vardır.</p>
<p style="text-align: justify;">3.<span> </span>İyi bir konuşma, konuşmacının kişiliği ile bütünleşir.</p>
<p style="text-align: justify;">Konuşmacının kişisel nitelikleri ile konuşma arasında sıkı bir etkileşim vardır. Sözgelimi, yalancılığı, ikiyüzlülüğü herkesçe bilinen birinin “yalancılığın kötülükleri” üzerinde yapacağı bir konuşma, kimseyi inandırmaz. Bunun gibi, konuşucunun kişisel görünüşüyle sözleri arasında da bir bağlantı kurmak ister dinleyici. Bu yüzden, konuşmanın inandırıcılığında konuşmacının kişiliği önemli etkenlerden biridir.</p>
<p style="text-align: justify;">4.<span> </span>İyi bir konuşma, belli bir amaca yönelir.</p>
<p style="text-align: justify;">Amaç, dinleyiciler üzerinde konuşmacının bırakmak istediği etkidir. Dinleyicilerimize neyi vermek istiyoruz, onları neye, hangi gerçeğe yönelteceğiz? Konuşmamız süresince bu soruları göz önünde tutmak zorundayız. Bu amaca, yönelmeden yapacağımız konuşma, dağınık, etkisiz kalacak, dinleyicilerimizde bir karşılık uyandırmayacaktır.</p>
<p style="text-align: justify;">5.<span> </span>İyi bir konuşma, konuşmayı etkileyen etkenleri çözümleyerek oluşur.</p>
<p style="text-align: justify;">Konuşmayı etkileyen etkenler şunlardır: Konu, dinleyici, ortam ve konuşmacı. İyi bir konuşma yapabilmek için bu öğeleri ayrı ayrı, bir bütün olarak değerlendirmeli, çözümlemeliyiz. Üzerinde konuşacağımız konunun boyutları nelerdir? Dinleyicilerimiz yönünden önemi nedir? Kimler için konuşacağız? Konuşacağımız kişilerin toplumsal, kültürel, ekonomik durumları, yaş, cinsiyet özellikleri nedir? Nerede, ne kadar süreyle konuşacağız? Konuşmacı olarak kendi durumumuz nedir? Bu soruların üzerinde durup bir bütün olarak bunları değerlendirmemiz gerekir. Konuşmamızı hazırlama ve düzenleme aşamasında bu soruları göz önünde tutmazsak başarılı konuşma yapamayız.</p>
<p style="text-align: justify;">6.<span> </span>İyi bir konuşma, sağlam bir konuşma yöntemi üzerine kurulur.</p>
<p style="text-align: justify;">Yöntemimizi amacımıza ve konuşma öğelerini değerlendirmemize göre seçmemiz gerekir. Genellikle konuşmalarda 4 ana amaç ve bu amaçlara yönelik 4 ana yöntem vardır: Tartışma, savunma, öğretme ve duygulandırma. Amaçla yöntem arasındaki bağlantıyı kurmak, başarılı bir konuşmanın önkoşullarından biridir.</p>
<p style="text-align: justify;">7.<span> </span>İyi bir konuşma dinleyicilerin ilgi ve dikkatini toplar.</p>
<p style="text-align: justify;">Hangi konuda olursa olsun, ilgi ve dikkat dağıldı mı iletişim durur. İlgi ve dikkatin diri ve canlı kalması da, dinleyicilerimizi güdülendirmeye ve onların meraklarını ayakta tutmamıza bağlıdır. Bu da öncelikle dinleyicilerimizi iyi tanımakla, söylediklerimizle onların ilgileri arasındaki bağlantıyı kurmakla sağlanır.</p>
<p style="text-align: justify;">8.<span> </span>İyi bir konuşma sağlam bilgilere dayanır.</p>
<p style="text-align: justify;">Hangi konuyu seçersek seçelim, o konu üzerinde rahatça, doğal bir biçimde konuşabilmemiz, konunun gerektirdiği bilgileri , araç ve gereçleri edinmemize bağlıdır.</p>
<p style="text-align: justify;">9.<span> </span>İyi bir konuşma, etkili bir ses tonu, el ve yüz hareketleri gerektirir.</p>
<p style="text-align: justify;">Etkili bir ses tonuna dayanmayan, el ve yüz hareketleriyle beslenip renklenmeyen bir konuşma, ölü bir  konuşmadır. Sözcüklerin anlam ve duygu yükü, ses tonumuzla, el ve yüz hareketlerimizle zenginleşir.</p>
<p style="text-align: justify;">10.<span> </span> İyi bir konuşma, canlı bir dil, hareketli bir üslup gerektirir.</p>
<p style="text-align: justify;">Canlı, diri, amacımıza uygun sözcükleri seçme, bunları cümle içinde yerli yerine yerleştirme, her birinin ses ve anlam hakkını verecek doğru söyleme, konuşmamızın, etkisini, güzelliğini arttırır. Cümlelerimiz için de bu böyledir. Kısa, yoğun, hareketli cümleler kurma , bunlar arasındaki geçişleri doğal bir biçimde sağlama anlatışımızı canlılaştırır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.diksiyon.org/guzel-ve-etkili-konusmanin-ilkeleri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>7</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Toplum Önüne Çıkma Korkusunu Yenme</title>
		<link>http://www.diksiyon.org/toplum-onune-cikma-korkusunu-yenme/</link>
		<comments>http://www.diksiyon.org/toplum-onune-cikma-korkusunu-yenme/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 25 Nov 2008 03:30:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ecevit</dc:creator>
				<category><![CDATA[Konuşmacı]]></category>
		<category><![CDATA[konuşma sanatı]]></category>
		<category><![CDATA[öğretmenlik]]></category>
		<category><![CDATA[pazarlamacılık]]></category>
		<category><![CDATA[sunuculuk]]></category>
		<category><![CDATA[topluluk konuşması]]></category>
		<category><![CDATA[yöneticilik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.diksiyon.org/?p=46</guid>
		<description><![CDATA[Toplum karşısında, mikrofon veya kamera karşısında konuşurken yüzleştiğimiz en büyük engel korku ve heyecandır. İlk defa yaptığımız her iş önce heyecan ve korku oluşturur. Korku anında dolaşım sistemi içerisine gerginlikle orantılı olarak aşırı kortizol salgılanır. Bu durum düşünce akışını engeller. Kişi bu anda olumlu duygularını kaybeder.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Toplum karşısında, mikrofon veya kamera karşısında konuşurken yüzleştiğimiz en büyük engel korku ve heyecandır. İlk defa yaptığımız her iş önce heyecan ve korku oluşturur. Korku anında dolaşım sistemi içerisine gerginlikle orantılı olarak aşırı kortizol salgılanır. Bu durum düşünce akışını engeller. Kişi bu anda olumlu duygularını kaybeder.<br />
<span id="more-46"></span><br />
Daha ileri düzeyde elleri ve hatta tüm vücudu titrer. Kalbin çarpması ve kan dolaşımı hızlanır. Davranışların kontrol edilmesi zorlaşır. Bu sorun ileri düzeyde olursa, insan başkalarıyla göz göze gelemez; başı titrer, adeta beyni dış dünyadan kopmuş gibi olur. Korku anında insan kalbinde bir iç endişe akıntısı hisseder. İnsan bir an önce bu durumdan kurtulmak için o ortamdan uzaklaşmak, yapmak istediğini yapmaktan vazgeçmek zorunda kalır. Ayrıca endişe veya korku konuşmacının inandırıcılığı kaybetmesine yol açar.</p>
<p>Bazı insanlarda korku duygusu çok gelişmiştir. Sık sık duyulan bu endişeler gittikçe birbirlerini beslerler ve endişe edebilme yeteneği gelişir: İnsan en küçük bir sorundan bile endişe duymaya başlar. İleri düzeyde korku ve endişe, sinir sistemi için son derece tahrip edicidir.</p>
<p>Tüm başarılı konuşmacılar toplum önüne çıktıklarında mutlaka heyecanlanmışlardır. İstisnasız her insan korku ve endişeyi yenebilir. Ancak bunun için tüm inançlarını yeniden gözden geçirmeli ve bir dizi egzersiz yapılmalıdır. Aşağıda korkunun nedenleri tek tek açıklanmıştır. Bu nedenler varsa bunları yok etmek amacıyla bir sonraki bölümde yine bir dizi alıştırma hazırlanmıştır. Bu alıştırmaların bir kısmını yalnız başınıza gerçekleştirebilirsiniz. Ancak bunları toplum karşısında gerçekleştirirseniz daha hızlı başarırsınız.</p>
<p>KORKUNUN NEDENLERİ</p>
<p>Temel korku nedenleri arasında baskı dolu çocukluğu, sürekli yaşanan stres ve hastalıkları, sosyal olmayan bir iş ortamında uzun süre çalışmayı, başarısızlığa inanmayı, hafızanın zayıf kalmasını, söylenecek bir söz bulunamamasını sayabiliriz.</p>
<p>Baskı Dolu Çocukluk</p>
<p>Çocukluk ve gençlik döneminde aşırı aile otoritesi, baskı, şiddet, dayak gibi olaylar yaşanabilir. Normalin üzerine çıkarak belli bir süreklilikte devam ettiğinde bu durum kişinin psikolojisinde çok köklü bir içe dönüklük ve cesaretsizlik üretir. Baskı ve şiddet ortamında çocuk kendine güvenini kaybeder. Kişiliği bir yandan tepkici, diğer yandan başkalarına bağımlı gelişir. Sürekli aşağılanan çocuğun alt şuurunda başarısızlık imajı yerleşir. Bu imajı normal şarlar altında özel bir gayret göstermeksizin yok etmek mümkün değildir. eğer bir şekilde yerleşmiş olan aşırı heyecanlarınız varsa köklü değişikliklerle bunları yok etmelisiniz.</p>
<p>Sürekli Stres ve Hastalıklar</p>
<p>Ara sıra yaşanan, şiddetli de olsa, stres ve hastalıkların kalıcı bir olumsuz psikolojik etkisi yoktur. Hatta kısa süreli ve geçici olduklarında bunlar insanın yaşama sevincini ve heyecanını artırabilirler.</p>
<p>Ancak stres (ve stres üreten hastalıklar) hafif de olsa uzun süreli yaşanırsa şöyle bir gelişme olur: Kan dolaşım sistemine devamlı kortizol hormonu salgılanır. Bu salgılama vücudu kısa sürede çöplüğe dönüştürür. Stres vücudu germekte ve saldırıya hazır tutmaktadır. Dolaysıyla bu kirlilik uygun yöntemlerle temizlenmediğinde aşırı baskı altında kalan sinir sistemi yorulur. Bu yorgunluğun aralıksız devam etmesi halinde insan ölüme kadar gidebilir. Vücut bu durum karşısında otomatik bir tedbir alır. Beyin ile vücut arasındaki emir-komuta zinciri zayıflatılır. Çünkü kişi öyle bir düşünce alışkanlığına sahiptir ki bu düşünce gerginlik üretmekte ve vücudu tahrip etmektedir. Bu durumda vücudu ölüme gitmekten kurtarmak için beyin bir anlamda vücudu uyuşturur, vücut gevşer ve rahatlar. Ama bu rahatlama aynı zamanda düşünce akışını da iyice tahrip eder. Bu süreçte düşünce akışı bloke olur, hatırlama iyice zayıflar, unutkanlık kendini gösterir, kişi iç sorunlarıyla iyice bunalır.</p>
<p>Tüm bunlar yine kişinin kendine güvenini sarsar, kişiyi insanlardan uzaklaştırır. Böylece korkunun başarısızlık, kendini suçlama, aşağılama gibi bir boyutu ortaya çıkar.</p>
<p>Ancak hastalıkların stres üretmesi insanın düşünce biçiminden kaynaklanır. İnsan eğer hastalığı kendisini olgunlaştıran bir fırsat olarak görürse, vücudu acı çekebilir, ama psikolojisi sağlam olacağından tahrip edici stresi yaşamayabilir.</p>
<p>Antisosyal Bir İş Ortamı</p>
<p>Bazı işler veya iş ortamları vardır ki bunlar yapıları gereği insanları toplumdan uzak tutarlar. Örneğin bilgisayarın sürekli başında oturup iş yapmak durumunda olanlar dış dünyadan büyük ölçüde koparlar. Zihinleri bilgisayar dünyasının kendilerine sunduğu sanal ortama iyice kapılmıştır. Bazı fabrika işleri belli bir tezgahın önüne hapsedebilir. Bu arada geceleri çalışıp gündüzleri uyuyan bekçilerin genellikle konumları da toplumsal olmayan (asosyal) bir yapı taşır. Buna karşın yöneticilik, pazarlamacılık, öğretmenlik ve sunuculuk gibi meslekler kişileri sosyal olmaya zorlar.</p>
<p>İnsanlar kendilerini toplumdan uzaklaştıran işlere hapsettiklerinde beyinleri bu ortama alışır. Değişik insanlarla muhatap olabilme yetenekleri zayıflar. Kavramaları kendi iç referanslarıyla sınırlanır. Topluma açılıp insanlarla konuşmaktan sıkılırlar. Kişilikleri, içine kapanık ve bireysellik ekseninde gelişir. Dolaysıyla toplum önünde söz söylemeleri gerektiğinde büyük bir korku ve heyecan duyarlar. Ancak çeşitli hobiler geliştirerek ek sosyal faaliyetler içerisinde bulunanlar bu kötü gidişi engelleyebilirler.</p>
<p>Başarısızlık İnancı</p>
<p>Yukarıdaki şartların hiç birisi mevcut olmadığı halde insanlar yine de toplum önünde söz söylemekten korkabilirler. Bunun önemli bir nedeni başarısızlık imajının zihinlerine iyice yerleşmesidir. İnsanın her davranışa yüklediği anl*** alt bilincine bir emir olarak gönderilir. Bir işi başarmaya girişen insan her zaman istediği sonucu elde edemeyebilir. Bu herkes için tabiidir. Ama bazı insanlar sonucu elde edemediklerinde hemen başarısız olduklarını düşünürler ve kendilerini suçlarlar. Bu suçlamalar bir çok kez tekrarlanır. Sonuçta insan farkında olmadan kendi alt bilincine “ben başarısızım” hükmünü yerleştirmiş olur. Bu çok sınırlayıcı bir kalıptır. Çünkü insan bir kere bu inancı otomatikleştirdiğinde bu inanç onun hemen her işinde başarısız olmasına yol açar. Neye inanıyorsak beynimiz onu doğrulamak uğurunda amansız gayretler göstermeye devam edecektir.</p>
<p>“Ben başarısızım” inancı alt bilincinde yerleşmiş olan insan “belki bu defa başarabilirim” diyerek harekete geçse de sık sık “ya başaramazsam” endişesini yaşar. Bu endişe dikkatini zayıflatır, zihnini olumsuz sonuçlara yaklaştırır. Bu muhtemel olumsuz sonuçlar dayanma ve direnme azmini azaltır. Kişi kendisini güçsüz hisseder. Bu güçsüzlük ve onun getirdiği tedirginlik kişiyi “vazgeçme” noktasına götürür. Böylece kişi gerçekten de başarısız olur. Toplum karşısında konuşabilme ise cesaret gerektiren bir başarıdır. Başarısızlık inancı cesareti kıracağından kişi toplum karşısında konuşamaz. Başarısızlık ihtimali aklına geldiğinde bile derin bir korku veya endişe yaşar.</p>
<p>Söylenecek Bir Sözün Olmaması</p>
<p>Toplum karşısında söz söylemeyi engelleyen son faktör kişinin söyleyecek bir sözünün olmamasıdır. Pek tabii ki ne söyleyeceğimizi bilmiyorsak konuşmaya başlayınca takılırız. Bunu bir çok defa tecrübe etmişizdir. Dolaysıyla düşüncelerimizden emin olmadığımızda konuşmaya cesaret edemeyiz.</p>
<p>Bir insanın söyleyecek sözünün olmamasının çeşitli nedenleri olabilir ki bu, çok kapsamlı bir sorundur. En temelde bu durum kişinin iyi bir okuyucu olmamasından kaynaklanır. İnsanlar bilgilerinin % 80’ini okuma yoluyla elde ederler. Hiç okumayan insanların bilgileri çok sınırlıdır. Ayrıca bu kişiler bilgilerini birbirleriyle ilişkilendirerek yeni anlamlar ve bakış açıları da üretemezler. Ancak insanlar okuma dışında kişisel tecrübelere sahip olabilirler. Bu tecrübeler üzerinde düşünmüş olabilirler. Bu durumda bilgileri var demektir. Söyleyecek sözü olmayan insan çok az konuyla ilgilenen hatta kendisinin dışında hiç bir şeyle ilgilenmeyen insandır. Çünkü söylenen söz ancak başkalarını ilgilendirdiğinde başkalarına anlatılabilir. Başkalarıyla ilgilenmeyen ve genel sorunlar üzerinde düşünmeyen insanların beyin aktiviteleri zayıftır. Dolaysıyla böyle insanlardan söz söylemeleri istendiğinde ne söyleyecekleri konusunda endişeye kapılırlar. Bu endişe konuşma cesaretlerini kırar.</p>
<p>Hafızanın kontrol Edilememesi</p>
<p>Çok zayıf bir hafıza kişinin özgüvenini yitirmesinin ve konuşmaktan çekinmesinin en önemli nedenlerindendir. Çünkü konuşmacı huzura çıktığında hafızasının kendisine yardımcı olmayacağını ve ne söyleyeceğini unutabileceğini düşündüğünden konuşmaya cesaret edemez. Esasen hafızası çok zayıf olan insanlar belirgin bir hastalığın işaretini verirler. Çoğunlukla hafıza eksikliği bir hastalığın belirtisi değil zihinsel tembelliğin belirtisidir. Zihinsel tembellik konsantrasyon eksikliğinden kaynaklanır. Konsantrasyon eksikliği ise girginlikten veya stresten kaynaklanır. Dolaysıyla kişi gevşedikçe konsantrasyon yeteneği artar; bu artış hafızanın doğal çalışma ritminin sağlam işlemesine yol açar.</p>
<p>Konuşacağı konu üzerinde yeterince zihinsel ve duygusal olarak yoğunlaşmış bir kişi mutlaka o konu üzerinde söz söyleyebilir. Ancak biz yine de ayrıntılı olmamakla birlikte hafızamızın güçlenmesini ve bize yeterince yardım etmesini sağlayan bazı teknikler üzerinde duracağız. Mükemmel bir hafızaya sahip olmak isteyenler bilmelidirler ki ısrarlı bir çalışma ile kısa sürede arzuladıkları hafızayı geliştirebileceklerini görebilirler.</p>
<p>Korkunun Çözülmesi</p>
<p>Şurası gerçek: Yüzlerce defa binlerce insanın huzurunda konuşmamışsanız her defasında heyecan duyarsınız. Bazen heyecanınız o kadar büyük olur ki sizi zincirlerle kürsüye çıkaramazlar.</p>
<p>Kendinizden emin olun. Korkuyu ve heyecanı çok kolay yeneceksiniz. Eğer bunu gerçekten arzuluyorsanız şimdiden bilin: Toplum önüne çıktığınızda kalbiniz sakin, gözleriniz ışıl ışıl olacak.</p>
<p>Çalışmalarınızı üç ana bölümde oluşturacaksınız. Unutmuyorsunuz. Korkular zihninizde yerleşmiş otomatik programların sonucudur. Ortamı oluştuğunda bu programlar bir plak gibi devreye girmektedir. Plağı bozmaz ve yerine yenisini koymazsanız eskisi çalmaya devam eder. En kötüsü de devamlı çaldığınız plaklar her defasında daha güçlü ve köklü hale gelirler.</p>
<p>Korkularımızı üç temel alanda çalışarak yok edeceğiz. Birinci alan kelimelerle kurulu alandır. Düşüncelerin bir boyutunu kelimeler oluşturur. Korkularımız varsa bunlar kelimelerle örülmüştür. Bu bölümü “Cümle Telkin sistemi”yle çözeceğiz.</p>
<p>Düşüncelerimizin ikinci boyutunu imajlar oluşturur. Kendinizi nasıl canlandırıyorsunuz? Korkudan titreyen bir insan olarak mı? Başı dik, yüzünde tebessüm olan bir cesaret abidesi olarak mı? “İnsan ne düşünüyorsa odur.” sözü doğrudur. Bu ifadeyi değiştirelim. İnsan kendini hayalinde en çok nasıl görüyorsa odur. Kendimiz hakkındaki imaj filmlerini değiştirmemiz gerekiyor. Bu çalışma alanını “İmaj telkin Sistemi” olarak adlandıralım. Korkuyu yenmeye çalışırken üçüncü bir boyutu “davranışı” kullanacağız. Kelime veya imajlardan oluşan tüm düşünceler, tekrar edildiklerinde eyleme dönüşürler. Eylem davranıştır, tutumdur. Beynimizdeki kalıpları asıl pekiştiren sergilediğimiz tutumdur. Çünkü düşünce tutuma dönüştüğünde tüm algılarımız devreye girer. Davranırken yaptıklarınızı duyar, görür ve onlara dokunursunuz. Bu bölümde yapacağımız çalışmaları “Tutum telkin Sistemi” kavramıyla ifade edelim. Şimdi gurur verici büyük kişiliğinizi inşa etmeye hazırsınız. Bizimle gönü birliği içinde çalışmaya devam ettiğinizde heyecan verici bir hızda nasıl da değiştiğinizi göreceksiniz. Başlıyoruz:</p>
<p>Cümle Telkini</p>
<p>Toplum karşısında söz söylemekten korku ve endişe duymanın devamlılığını sağlayan en önemli faktör inanç sistemidir. Aldığımız her bilgi, yaşadığımız her tecrübe inanç sistemimizi etkiler ve yeniden şekillendirir. Bu bölümde bu inançların başlıcalarını aktarıyoruz.</p>
<p>-Ben yeterince yetenekli değilim</p>
<p>-Bu işi başaran insanlar benden çok üstün</p>
<p>-Şimdiye kadar hep başarısız oldum</p>
<p>-Başkaları varken bu işi yapmak bana düşmez</p>
<p>Bu temel inançlar sizde az veya çok bulunabilir. Herkes için bunlar kesinlikle asılsız inançlardır. Ancak ne yazık ki insanların çoğunluğu bu asılsız inançları edindiklerinden hayatları hep sönük geçmeye mahkum edilmiştir. Dikkat edelim: İnançlar her zaman kendilerini doğrularlar. Neye inanıyorsak, maddi manevi tüm güçler bizi doğrulamak için çalışırlar. Şimdi yukarıdaki inançların neden doğru olmadığını anlatacağız. Lütfen bu açıklamaları tekrar tekrar okuyunuz. Bu açıklamaları ezberleseniz bile fırsat buldukça okumaya devam ediniz. Burada amaçlanan sadece öğrenmeniz değildir. Temel amaç doğru inancın alt bilincinize kilitlenmesinin sağlanmasıdır. Zira inançlarınız kendinize defalarca söylediğiniz sözlerdir. Şimdi doğru sözleri kendinize söyleyerek doğru inançları yerleştirmeniz gerekmektedir. Bu açıklamaları yeterince okur ve anlatılanları fırsat buldukça düşünmeye devam ederseniz bir ay içinde yeni inançlarınız alt şuurunuza kaydolacaktır.</p>
<p>Cümle telkin sistemine göre alt şuurumuzu hızla yapılandıracak yeni cümle emirleri vereceğiz. Alt şuurumuzdaki kalıplar zaten bu tür cümle emirlerinden oluşmuştu. Emirlerin güçlü bir şekilde yerleşmesi için belli özelikler taşıması gerekir. Bu özellikleri sıralayalım:</p>
<p>1.Derin Gevşeme: Tüm kas sistemlerinizi gevşetmelisiniz.  Seminer ortamında sunucunuz derin gevşemeyi size gösterecektir. Ne kadar derin gevşeyebilirseniz emirleriniz o kadar derin ve kalıcı yerleşir.</p>
<p>2.Cümle Yapısı: Cümle yapısı yeterince basit olmalıdır. Kısa cümleler kurmalısınız. Cümle sadece şimdiki zaman kipinde olmalıdır. Alt şuur geçmiş veya gelecek zaman kipinde söylenen sözleri, geçmiş veya gelecek zaman için dikkate alır. Geçmiş hep geçmiştir ve gelecek de hep gelecektir. Alt şuur olumsuz emirleri anlamaz veya tersinden anlar Sadece olumlu emirleri anlar.</p>
<p>3. Gelişme Sürekliliği: Cümle yapısı gelişmenin sürekliliğini ve tekamülü içermelidir. Her hangi bir olayın tekrarına bağlı olarak daha iyi olma durumu ifade edilmelidir. Buna göre aşağıdaki telkin cümlelerini eleştirelim:</p>
<p>&#8211;Ben başarılı olmak isteyen bir insan olarak her gün gelişiyor, mükemmelleşmeye adım adım ve süratle ilerliyorum. (Cümle çok uzun, emir kayboluyor.)</p>
<p>&#8211;Sigara içmiyorum. (Zaman kipi doğru, ama cümle olumsuz.)</p>
<p>&#8211;Çok ders çalışacağım. (Gelişme bağı yok. Gelecek zaman hatası var. Asırlar geçse de alt şuur emri hep geleceğe atar.)</p>
<p>&#8211;Her gün ve her nefeste daha çok gülümsüyorum. (Uzunluk yeterli. Şimdiki zaman doğru kullanılmış. Gelişme her güne ve her nefese bağlanmış. İşte en iyi cümle telkin biçimi budur. “Her sabah daha dinç uyanıyorum.” deyin.</p>
<p>Telkin oluştururken yıkmak istediğiniz olumsuzluklar hakkında zorluklarla karşılaşabilirsiniz. Eskilerini nasıl kaldıracaksınız?</p>
<p>Öfkeleniyorum&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212; Öfkelenmiyorum.</p>
<p>Sigara içiyorum&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212; Sigara içmiyorum.</p>
<p>Çözüm kelimelerin olumsuzlanarak kullanılması değildir. bunun yerine olumlu karşıt anlamlı kelimeleri seçmek zorundasınız.</p>
<p>Öfkelenmemek istiyorsunuz&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211; Daha sakin oluyorum.</p>
<p>Sigara içmemek istiyorsunuz&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;- Sigara içmeyi bırakıyorum.</p>
<p>Bu bölümde önce genel başarımızı engelleyen hatalı inançları yok etmemiz gerekir. Ardından doğru inançların fikir temellerini oluşturacağız. bu fikir temellerinin alt şuurumuza kodlanması için alıştırmalar yapacağız.</p>
<div></div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.diksiyon.org/toplum-onune-cikma-korkusunu-yenme/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kötü Bir Konuşma Nasıl Yapılır?</title>
		<link>http://www.diksiyon.org/kotu-bir-konusma-nasil-yapilir/</link>
		<comments>http://www.diksiyon.org/kotu-bir-konusma-nasil-yapilir/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 25 Nov 2008 03:23:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ecevit</dc:creator>
				<category><![CDATA[Konuşmacı]]></category>
		<category><![CDATA[Gramer]]></category>
		<category><![CDATA[konuşma sanatı]]></category>
		<category><![CDATA[okunaklılık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.diksiyon.org/?p=44</guid>
		<description><![CDATA[Gramer,  konuşma sanatı,  okunaklılık]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Düzenli olmayarak.</strong> Konuşma içinde kullanılabilecek dialar ya da sunu hazırlamaya ne gerek var? Zamanınıza yazık değil mi? Gramer, okunaklılık hiç önemli değil.<br />
<strong>Gereksiz malzeme kullanmayarak.</strong> Örneğin birkaç dia eksik ya da tefegöz asetatı eksik kullanabilirsiniz.<br />
<span id="more-44"></span><br />
<strong>Her şeyi uzatarak.</strong><br />
<br />
Sakın kısa ve özlü konuşmayın. Her şeyi şematik olarak göstererek doğru dürüst yazı yazamadığınızı mı göstermek istiyorsunuz? Her zaman uzun cümleler kullanın..hiç bir zaman anahtar sözcükler kullanmayın..Hatta mümkünse dialarda bütün paragrafı yazın ve kelime kelime okuyun.<br />
<br />
<strong>Okunaklı büyük harflerle yazmayarak.</strong><br />
<br />
Alçakgönüllü olun ve küçük harfler kullanın. Nasıl olsa önemli kişiler önde oturur. Geridekileri ise boşverin.<br />
<br />
<strong>Renk kullanmayarak.</strong><br />
<br />
Vurgulama için renk kullanımı iyi araştırılmamış gayriciddi bilgileri simgeler. Ayrıca bazı sözcüklerin renkli bazılarının renksiz olması aralarında eşitsizlik yaratır.<br />
<br />
<strong>Çizim ve resim kullanmayarak.</strong><br />
<br />
Konfiçyüs &#8220;1resim = 10.000 sözcük&#8221; demişti ama yok canım o hiçbirşey bilmez..Ayrıca resimler kafası iyi çalışmayanlar içindir.<br />
<br />
<strong>Dinleyicilerle göz teması sağlamayarak</strong><br />
<br />
Karşınızdakine saygı göstermek için gözlerinizi onlardan kaçırmalısınız. Hatta araya bir tül perde gerseniz konuşmanız daha da gizemli olur.<br />
<br />
<strong>Zamanın kısaldığını gördüğünüzde konuşmanızı kısa kesmeyerek</strong><br />
<br />
O kadar dia hazırladınız ve insanlar sizin konuşmanızın tamamını dinlemek için geldi. Zaman kısaldıysa daha çabuk konuşun. Çok gerekliyse özetinizi ve sonuç bölümünüzü atlayın.<br />
<br />
<strong>Konuşmanızdan önce prova yapmayarak</strong><br />
<br />
Prova yapmak için başka işlerinizden zaman çalmanız gerekir. Buna ne gerek var. Sizin önemli işleriniz var. Ayrıca önceden prova yaparsanız konuşma sırasında doğal görünmezsiniz. Eğer prova yaparsanız, yapılan her öneri için tartışmaya girin ve mutlaka size ayrılan süreden daha uzun bir konuşma hazırlayın.<br />
<br />
<em>Kaynak: David Patterson<br />
Computer Sciences Department<br />
University of Wisconsin-Madison<br />
April 1992; Revised January 1997</em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.diksiyon.org/kotu-bir-konusma-nasil-yapilir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
